Travesti , Destur Ak ibneler geliyor !

“AK Parti LGB travesti Bireyleri” adlı grup,  AKP’nin birçok mitinginin yanısıra, İstanbul ile Ankara arası mesafeyi 3,5 saate düşüren Yüksek Hızlı Trenin açılışına katılmış ve fotoğrafları twitter hesaplarından paylaşmıştı.

7 Eylül Pazar günü “uyuşturucuya hayır” yürüyüşü yapmaya hazırlanan AK LGBT’lere KAOS-GL yazarı Deniz Deniz’den eleştiri geldi.

KAOS-GL sitesinde “Destur! Ak ibn.ler geliyor!” başlıklı bir yazı kaleme alan Deniz, “Cambaza bak. Akıllarınca Ak Parti’ye bu tür eylemlerle şirin gözükmeye çalışacaklar.” yorumunda bulundu.

“Tam da 62. Hükümet’e gey ve lezbiyenlere karşı katı fikirleriyle bilinen Numan Kurtulmuş’un Başbakan Yardımcısı olarak atandığı bir dönemde yapacaklar bu eylemi.” diyen Deniz, Tayyip Erdoğan’ın eşcinsellere karşı tutumuna da değineren AK LGB travesti üyelerinin bu politikalara sessiz kalmasını eleştirdi.

Deniz Deniz şunları yazdı:

“Efendim sosyal medyada iftar sofralarıyla kendilerini duyuran bu arkadaşlar nihayet ilk eylemlerine de imza atacaklarmış. Ak LGBT Bireyleri toplumumuzun kanayan yarası uyuşturucuya karşı Beyoğlu’nda yürüyüş tertiplemişler. Vay be, şu toplumsal hassasiyete bakar mısınız? Dikkat edin, mesela homofobiye karşı veya trans bireylere yönelik ayırımcılığa karşı ve dahası mesela son kurbanı Figen olan LGBT bireyler arasında giderek artan intihar vakalarına falan dikkat çekmek için değil uyuşturucu sorunu için yürüyorlar. Cambaza bak. Akıllarınca Ak Parti’ye bu tür eylemlerle şirin gözükmeye çalışacaklar. Tam da 62. Hükümet’e gey ve lezbiyenlere karşı katı fikirleriyle bilinen Numan Kurtulmuş’un Başbakan Yardımcısı olarak atandığı bir dönemde yapacaklar bu eylemi. Eylemlerine diğer LGBT örgütlerini de çağırmışlar. Umarım yüksek düzeyde katılım olur ama diğer örgütlere mensup ve sosyal medyada sarılı sigarayla yaptıkları “kafam bi dünya” modundaki paylaşımlarıyla ünlü bazı aktivist arkadaşların da bu eyleme iştirak etme ihtimalini düşündükçe, ahanda buyrun yine gülme krizine giriyorum.”
Facebook’ta kurduklarını söylüyor. 30 Mart yerel seçimlerde AK Parti başarısını kutlayan üç kişi olarak böyle bir grup kurmaya karar verdiklerini dile getiren Güneş, sayılarının kısa sürede bine yaklaştığını dile getiriyor. Aralarında doktor, avukat olduğu gibi imamlar da var. AK LGB travesti üyeleri Başbakan’ı çok seviyor. Hakkındaki “hırsız” suçlamalarına kesinlikle inanmıyorlar. Güneş, “Onu sadece kalbimizi çalmakla suçlayabiliriz” diyor.

Ak Parti’nin LGBT politikalarını ise şiddetle eleştiriyorlar. Amaçları Ak Parti’yi dönüştürmek. Başörtüsü sorununun 10 yılda çözüldüğü bu toplumda çok da aceleleri yok. Üstelik sevgilileriyle elele gezebilme imkanına da AK Parti döneminde kavuştuklarını söylüyorlar. Güneş; “Elbette mücadele eden eşcinsellerin katkısı büyük ama ülke yönetimi istese bu konuda daha sert tedbirler alabilirdi, almadı.”

GÜNAH OLABİLİR AMA …

Kendilerine en çok eşcinsel yaşamla dindar yaşamın birarada yürümeyeceği yönünde eleştiriler geldiğini söyleyen Güneş, “Eşcinsel yaşam günah olabilir. Ancak pek çok insan içkinin günah olduğunu bilerek içki içmeye devam ediyor. Önemli olan imandır. Lut kavminin lanetlenmesi de eşcinsel ilişkiden çok çocuklara, havyalara tecavüz gibi sapıklıklardır” diyor.

GEZİCİ SANINCA KÖTÜ DAVRANDILAR

Melih Güneş mitingde nasıl tepkiler aldıklarını şöyle anlattı; “Polis bizi “Gezici” sandı ve kötü davrandı. Kimi vatandaşlar da bayrağın PKK bayrağı olduğunu düşündü. Kendimizi tanıttık. O vakitten sonra sadece gülüşmeler oldu. Ama bir taraftan da orada olduğumuzu gören LGBT arkadaşlarla tanıştık. Bayrağı adeta Başbakan’ın gözüne sokarcasına salladık. Gördü ama bir şey söylemedi. Bir şey söylememesini olumlu karşılıyoruz. Bu şekilde mücadeleye devam edeceğiz. En önemli sosyal projelerimizden biri muhafazakar eşcinselleri kötü niyetli LGBT’lilerin bulunduğu ortamlardan çekip kurtarmak.

Eşcinseller için hangi ülkelerde gökkuşağı var?

Dünya’da 8 milyar insan var, ancak eşitlik ve özgürlük konusunda hala atmadığımız 8 milyar adım olabilir. Gallup “Sizin ülkeniz gay ve lezbiyenler için yaşanabilir mi?” diye sordu. İşte yanıtları.

123 ülkeyi kapsayan, her ülkeden 15 yaş ve üstü 1000 katılımcının yanıtları doğrultusunda düzenlenen Gallup araştırmasının sonuçlarına göre her 10 kişiden 3’ü (%28) yaşadıkları bölgenin

Travesti,gay ve lezbiyenler için “iyi/uygun” olduğunu düşünüyor.
Hollanda %83’lük oranla en “arkadaş canlısı” ülke olurken Pakistan ve Senegal %1’lik oran ile listenin sonunda yer alan ülkeler…

Mısır, Fas, Suudi Arabistan, İran, Türkmenistan, Irak, Nijerya, Ürdün, Bahreyn, Tacikistan ve Yemen eşcinsellikle ilgili bu hassas sorunun yöneltilmediği ülkeler olarak listenin dışında kalıyor.

Gay ve lezbiyenler için en yaşanabilir alanlar Kanada dışında Avrupa ’da bulunuyor. İrlanda ise 2015’te yapacağı bir referandum ile eşcinsel evliliğe izin verme konusunu netleştirerek Avrupa’lı komşularına katılmayı hedefliyor.

Eşcinsel evliliği ilk yasallaştıran ülke olarak Hollanda’nın listenin başında olması şaşırtıcı değil. 2013’te İzlanda (%82), Kanada (%80), İspanya (%79), İngiltere (%77) ve Belçika (%74) da eşcinsel çiftlerin dünya evine girmesini yasallaştırdılar.

Listenin diğer ucunda ise durum oldukça farklı. Senegal’in anti-gay kanunları eşcinsel birlikteliği 5 yıla kadar hapisle cezalandırabiliyor ve 3000 doları bulan para cezaları da yaptırımlar arasında yer alıyor. “Ben eşcinsel olsam ülkemi yaşanabilir bulmazdım” diyenlerin en fazla olduğu ülkelerden Pakistan, Uganda, Etiyopya ve Afganistan eşcinsel ilişkileri cezalandıranlar arasında.

Güney Afrika 2006’da eşcinsel evliliği yasallaştırarak Afrika kıtasının “çıkıntısı” haline gelse de, genel durum bu kıtada eşcinsellerin yaşam alanlarının ve imkanlarının çok sınırlı olduğunu gösteriyor. Örneğin, %95’in “yaşanamaz” kabul ettiği Uganda’da eşcinsel yakınlık/ilişki müebbet hapisle sonuçlanabiliyor.

UCLA Hukuk Fakültesi üyelerinden Gary Gates’e göre: “Dünyanın dört bir yanındaki LGBT’liler için cinsellikleriyle barışık olmak, sosyo-cinsel kimliklerini açıkça deneyim etmek ciddi bir risk.”

LGBT görünürlüğünün en düşük olduğu ülkelerin ekonomik durumlarının “yoksulluk” paydasında birleşmesi ise bir tesadüf değil. İnsan haklarının ve yasaların gelişimi ülkelerin refah seviyeleriyle doğru orantılı olduğundan Batı’nın Afrika, Asya-Pasifik ve Orta Doğu’yu geride bırakarak öne çıkması şaşırtıcı değil.

Türkiye ’de de durum ne yazık ki Afrika’nın birçok ülkesinden farklı değil. Yılmaz Esmer başkanlığında, 54 ilden 1605 kişiyle yüz yüze yapılan “2011 Türkiye Değerler Araştırması” gösteriyor ki %84 eşcinselleri komşu olarak dahi istemiyor. Ülkemizde LGBT ya da eşcinsellikle ilgili sayısal verilere ulaşmak için Google araması yaptığınızda ise karşınıza pek sonuç çıkmıyor. Her gün, bir yerlerde bir trans vatandaşın ya da eşcinselin taciz edildiği, hayati tehlikeyle savaştığı, hakarete uğradığı ve dışlandığı bir ülkede yaşarken konuyla ilgili daha fazla araştırmaya ihtiyacımız olduğu fikrinde birleşebiliriz.

siz Travesti veya Gay Misiniz

ABD Başkanı Barack Obama ile Teksas’ta uğradığı bir restoranda çalışan kasiyer arasında ilginç bir diyalog yaşandı.

Obama , geçen perşembe günü Gizli Servis ajanlarıyla birlikte uğradığı restoranda 300 dolarlık yemek yedi. Hürriyet’in haberine göre, ödemeyi yaptıktan sonra Obama’yla konuşma fırsatını kaçırmak istemeyen 32 yaşındaki kasiyer Daniel Rugg Webb, “Eşcinseller için eşit haklar istiyoruz!” diye bağırdı. Bunun üzerine Obama kendisine “Travesti Gay misiniz?” diye sorunca Webb’in “Sadece yatakta” cevabıyla ABD Başkanı önce güldü, ardından da duraksadı.

Çevredeki çocukları fark eden Obama, “Çocukların önünde konuşmayalım” diyerek sohbeti burada kesti. Daha sonra restorandaki herkese karşı esirgemediği samimi tavrını Webb’e de gösteren Obama, aynı zamanda komedyen ve müzisyen de olduğunu söyleyen kasiyerle yumruklarını tokuşturarak restorandan neşe içinde ayrıldı.

Travesti , ben askerliğin zaten zorunlu olmasına karşıyım !

TÜBİTAK ödüllü travesti matematikçi ‘Kaan Arter’ Türk Silahlı Kuvvetleri’nde eşcinsel olarak askerlik yapmayı anlattı. “Ben antimilitarist bir insanım. Ama gittim, askerliğimi yaptım. Oysa eşcinsel olduğumu çok kolay kanıtlayabilirdim” diyen Kaan Arter askerlik yapmak istemiş çünkü…
“Ben askerliğin zaten zorunlu olmasına karşıyım. Gitmek istemeyenlerin kesinlikle gitmemesi gerekir. Keşke böyle bir kanuni hakkımız ve şansımız olsa. Ama yok. Türkiye Cumhuriyeti topraklarında doğan bir erkek, belli bir yaşa geldiği zaman yasalara göre askerliğini yapıyor. E ben de bu topraklarda doğdum, belli bir yaşa geldim ve erkeğim. Benim onlardan bir farkım yok ki. Onlar gidiyorsa ben de gitmek zorundayım. Tanrı’nın bahşettiği cinsel yönelimimi bahane etsem bu gay’liğimi kullanmak olacaktı.”
Hürriyet yazarı Ayşe Arman, “Bir gay’in askerlik anıları: Güneşli havalarda, 50 faktör güneş kremi sürüyordum” başlıklı ropörtajda TÜBİTAK ödüllü matematikçi ve öğretmen “Kaan Arter” ile Türk Silahlı Kuvvetleri’nde eşcinsel olarak askerlik yapmayı konuştu.

Adın?

Kaan Arter.

Bu gerçek ismin mi?
Değil, çünkü öğretmenim. İsmimi açıklamak meslek hayatımın sonu olur.

Ne öğretmenisin?
Matematik. Herkese gerekir. Hayat matematiktir!

Güzelmiş… Yaş?

27.

LİSEDE HOMOFOBİKTİM
Gay olduğunu ne zaman fark ettin?

Ben biraz naiftim. Kafamda, heteroseksüel-homoseksüel gibi ayrımlar yoktu küçükken. Seks olayına bakışım şu şekildeydi: Erkekler erkeklerle, kadınlar kadınlarla, bazı travesti kadınlar da erkeklerden hoşlandığı için erkeklerle sevişirler. Kısacası herkes istediğiyle sevişir. Mesela annemle babam sevişiyor çünkü birbirlerinden hoşlanıyorlar. Ben de bir erkek arkadaşımdan hoşlanıyordum, onunla sevişebileceğimi düşünüyordum. Sonra bir gün bir erkeğin, aslında bir kadından hoşlanması gerektiğini fark ettim. Dehşete düştüm! Ben yanlış ve hatalıydım. Değişmeliydim. Ama nasıl? İşin kötüsü sesim de inceydi. Babam sürekli beni uyarıyordu. “Sesini kalınlaştırmamız lazım!” diyordu. “Yok elini şöyle kullanmayacaksın. Yok ay demeyeceksin, ayol demeyeceksin! Dersen yumuşak olursun, tekerlek olursun!” Liseye geçtiğimde bu baskılar yüzünden, homoseksüel olmama rağmen homofobiktim.

Peki lisede…

Cinselliği düşünmemeye çalışıyordum. Çünkü düşündüğümde aklıma erkekler geliyordu. Bu da sinirimi bozuyordu. Üniversiteye başladığımda bir kız arkadaşım oldu. Dört yıl birlikte olduk.

Nasıl yani? Seviştiniz mi?
Evet. İlk cinsel deneyimimi bir kadınla yaşadım. Benim herhangi bir vajina fobim yok. Bir kadınla da beraber olabilirim. Ama tabii ki tercihim erkek bedeni. Biseksüel değilim. Bir kadınla beraber olarak, aklımca heteroseksüel olmaya çalıştım. Ama ne mümkün?

O hiçbir şeyden şüpheleniyor muydu?

Kız arkadaşım mı? Çok komik olaylarımız var. Mesela iki kişilik bir yurt odasında kalıyordum. Ben meğer oda arkadaşım olan erkeğe âşıkmışım. Ama bilmiyorum. Onun da kız arkadaşı var, dörtlü gezip tozuyoruz. Sonra kızlar ayrılıp kendi aralarında konuşuyorlarmış, “Ya bu ikisi sürekli birlikteler, üstelik birbirleriyle çok ilgililer. Bunlar biseksüel olmasın?” Mert kızlardı, direkt sordular bize. O kadar homofobiktim ki şiddetle reddettim. İnanılmaz tepki gösterdim. O kadar uzattım ki, kız arkadaşım sonunda, “Aman travesti tamam be, amma homofobiksin!” dedi.

AİLEYE AÇIKLAMAK….

Sonra?
Sonra… İnsan, özünden, gerçeğinden kaçamıyor. Üniversite bittikten sonra kız arkadaşımla ayrıldık. “Ben gerçekte kimim? Ne yapıyorum? Aslında ne yapmak istiyorum” sorgulamasına girdim. O arada TÜBİTAK’tan burs aldım, çünkü üniversiteyi bölüm birincisi olarak bitirmiştim. Bir süre yurtdışında yüksek lisans yaptım. O süreçte gay’lik üzerine çok okudum. Okudukça, “Aa benim gibi insanlar da varmış!” dedim. Ve şunu fark ettim: “Bu toplumun gay’leri kabullenebilmesi için bizi bilmesi, tanıması gerekiyor.” O yüzden de güvendiğim, inandığım insanlara açılmaya başladım. Önce kız kardeşime. Sonra halama, yağmurlu bir günde. Halamla, psikiyatri üzerine bir seminerden dönüyorduk. Birden, “Ben de sana bir şey söylemek istiyorum” dedim. “Söyle canım” dedi. “Ben eşcinselim!” dedim. Tabii bu kadar kolay olmadı. Söylerken ağlıyordum, dışarıda da yağmur yağıyordu. Halam sarıldı bana, “Keşke daha önceden söyleseydin, kim bilir ne zorluklar yaşamışsındır. O acıları çekerken ben de senin yanında olmak isterdim!” dedi.

Hala müthişmiş! Peki anne-baban?

O mesele çözümsüz işte! Bilmiyorlar. Babama söylemeyi hiç düşünmüyorum, çünkü beni anlayabileceğini sanmıyorum. Kâbuslar yaşayacak, bunu dünyanın en büyük meselesi haline getirecek. Anneme de söylemem, zavallı arada kalacak, benim için endişelenecek. Kimseyi üzmek istemiyorum. “Benim çocuğum” belgeselinde de izledik işte, eğitimli insanlar bile evlatlarının eşcinsel olmasını kabul edemiyor, başkalarının çocukları olabilir, modern zamanlarda yaşıyoruz, ama onların çocukları asla!
Sorun çevreye karşı utanma duygusu mu yoksa “Bu homofobik ülkede, çocuğum korunmasız kalır. Başına travesti bin türlü iş gelir!” mi?

İkisi de. Ama daha çok, “Ben çocuğumu nasıl koruyacağım? Bilmediğim bir dünya, bilmediğim bir hayat yaşayacak. Orada hiçbir şeye hâkim değilim. Oysa heteroseksüel olsaydı, birisiyle evlenecekti. Kayınpederi, dünürü falan olacaktı. Çocukları olacaktı. Sonra çocukları ona bakacaktı. Ama homoseksüel olduğu için evlenmeyecek. Evlense de çocuğu olamayacak. Yaşlandığı zaman ona ne olacak, kim bakacak?” gibi bir sürü soru işareti var ailelerin kafasında.

Sen nasıl bu kadar cesur olabildin?
O kadar ikiyüzlü bir toplumuz ki, aslında başka çarem yoktu. Biz, “Misafir başımızın tacıdır” deriz ama biraz uzun kaldığı zaman arkasından konuşuruz ya da “Kızım sana söylüyorum, gelinim sen anla” yaparız, söylesene direkt gelinine, ı ıh. Toplumsal zikrimizde var bunlar. Ben de nasıl bir yaşam biçimi oluşturmak istediğim konusunda kendimi sorgularken fark ettim ki en çok inandığım şey samimiyet. Ben de samimi olmak istedim. Varlığımla, davranışlarımla, yazılarımla… Öyleyim de.

GÜNEŞLİ HAVALARDA ÇIKARIP 50 FAKTÖR GÜNEŞ KREMİMİ SÜRÜYORDUM
‘Askerlik’ deyince eşcinsellerin aklına ilk ne gelir?
Bir sürü şey. Çürük raporu almak için yapılan o muayenede yaşanacak aşağılayıcı muamele. Askeriyedeki emir-komuta zinciri, öldürme ya da öldürülme, cinsel saldırıya uğrama korkusu. “Bir sürü erkekle aynı anda aynı ortamda yaşarken nasıl rahat edebilirim? Ortam hijyenik midir? Ya beni dalga konusu haline getirirlerse, ya ib.e gibi kelimeler kullanırlarsa? Bu yaştan sonra kaldırabilir miyim?”

Peki senin için de aynı şey miydi?

Ben antimilitarist bir insanım. Ama gittim, askerliğimi yaptım. Oysa eşcinsel olduğumu çok kolay kanıtlayabilirdim. Erkek arkadaşımla birlikte yaşıyorum. Halam da, kız kardeşim de gelir anlatırdı. İstedikleri ‘pozisyon fotoğrafı’ysa -gerçi artık istenmiyor- onu bile verebilirdim.

Ama vermedin, eşcinsel olduğunu bile söylemedin. Neden? Askere gitmek istemenin gerekçesi neydi?

Ben askerliğin zaten zorunlu olmasına karşıyım. Gitmek istemeyenlerin kesinlikle gitmemesi gerekir. Keşke böyle bir kanuni hakkımız ve şansımız olsa. Ama yok. Türkiye Cumhuriyeti topraklarında doğan bir erkek, belli bir yaşa geldiği zaman yasalara göre askerliğini yapıyor. E ben de bu topraklarda doğdum, belli bir yaşa geldim ve erkeğim. Benim onlardan bir farkım yok ki. Onlar gidiyorsa ben de gitmek zorundayım. Tanrı’nın bahşettiği cinsel yönelimimi bahane etsem bu travesti’liğimi kullanmak olacaktı.

TSK’DA ÇOK GÜÇLÜ ŞİKAYET MEKANİZMALARI OLUŞMUŞ

Peki zorlukları yok mu?
Olmaz mı? Aklın, mantığın olmadığı bir yer. Ama herkes için zor. Bunu anlatmaya çalışıyorum. Siz kendinizin ve haklarınızın farkındaysanız kimse size kötü bir şey yapmaya cesaret edemiyor. Hele eğitimliyseniz, internetle, sosyal medyayla haşır neşirseniz korkuyorlar. Bakın, komutanlar da dahil olmak üzere sizi suistimal etmeye çalışanlar olursa çok güçlü şikayet mekanizmaları oluşturulmuş. Başbakanlık İletişim Merkezi var. Bir hafta içerisinde, “Bir askerin şöyle şöyle şikâyeti var” deniyor, savunma isteniyor. Ama tabii ki feminenlik çok ağır basıyorsa, trans bireyse ya da kesinlikle gitmek istemiyorsa gitmesin. 60 erkekle bir arada yatıyorsun, kalkıyorsun…

Sen bunu anlatarak, gay’lere, “Askerlik yapabilirsiniz” mi demek istiyorsun?

Bazı arkadaşlarımızın çürük raporu alma ihtimali yok. Devlet memuru olarak çalışacaklar mesela. Ya da gay olduklarını açıklamak istemiyorlar. Kaldırabilecek güçte değiller. O zaman büyük bir ikileme giriyorlar. Askere gitmeleri gerekiyor ama korkuyorlar. Ben onlara seslenmek istiyorum. Korkmayın, gidin. O kadar da kötü bir ortam değil. Ki ben gerçekten zor şartlarda yaptım.

Ya onlar seni “Mücadelemize zarar veriyorsun!” diye suçlarlarsa…

Gay olmamız bizim artı bir özelliğimiz değil. Bizim doğuştan gelen, çok normal bir özelliğimiz. Ve doğuştan gelen bu özelliğimizle ne övünebiliriz ne de farklı bir ayrıcalık isteyebiliriz.

FONDÖTEN Mİ BU ABİ?

Nasıl bir yer umuyordun, ne buldun?
Ben altı aylık kampa gidiyorum diye düşündüm. Beklentiye girmedim. Kötünün kötüsüne de hazırdım. Üstelik genelde vukuatlı insanların gönderildiği bir yere düştüm: Sakarya.
Nasıl deneyimler yaşadın?

Askerlik sana Türkiye’yi tam olarak tanıma fırsatı sunuyor. Bir üçüncü dünya ülkesi olduğumuzu iliklerine kadar hissediyorsun. Sistem 50 yıl geriden geliyor. Herhangi bir mantık işletmeye gerek yok. Zaten düşünmen de istenmiyor. Ama tabii, ben de benim. Güneşli havalarda, çıkarıp 50 faktör güneş kremimi sürüyordum mesela. Cildim perişan olmasın istiyordum.

“Napıyor bu manyak!” demediler mi ya da alay konusu olmadın mı?
(Gülüyor) Ben 27 yaşındayım. Oradaki birçok insandan büyüktüm. Bir de öğretmen olduğum için bana, “Hocam” diyorlardı. Gördüğüm yanlışları rahat bir şekilde söyleyebiliyordum. Güneş kremi taşımanın nesi kötü? Bu bir bilinç. Bir de amele yanığı gibi sadece kollarım yansın istemiyordum. Kulaklarımı da güneşten korumaya çalışıyordum. İnşaat işleri de oluyordu. Çarşı izninde inşaat eldiveni aldım. Ellerim bozulmasın diye onları takıp çalışıyordum. Yani kendi şartlarımı askeriyeye taşıyabildim. Kimse de “Neden eldiven kullanıyorsun ya da güneş kremi sürüyorsun?” demedi. Biri sadece, “Fondöten mi abi bu!” dedi, “Yok güneş kremi” dedim. Yerlere çöp atıyorlardı. İnanır mısın, çöp atmama bilinci de yerleştirdim kendi bölüğüme.

Nasıl?
Öğretmen olduğum için sınıfa girdiğim ilk anda şöyle bir yerlere bakarım ben. Eğer pisse, yerde çöpler varsa, “Herkes hak ettiği ortamda yaşar. Ama ben böyle bir ortamda yaşamayı ve çalışmayı hak etmiyorum!” derim ve ilk çöpü kendim yerden alırım. Ondan sonra çocuklar da yavaş yavaş çöpleri toplamaya başlarlar. Askerde de asla çöpümü yere atmıyordum. Yürüyoruz diyelim, elimde boş pet şişe var, çöp kutusu arıyorum. Arkadaşım dedi ki, “Sen hâlâ asker olamamışsın! Her yer çöp burada. At yere. Yarın sabah mıntıka temizliği yapılır, toplanır!” Mantık böyle ilerliyor. Ben bunu değiştirmek istedim. Ama komutanlara baktığın zaman, onlar da çay içiyorlar bardağı atıyorlar, sigara içiyorlar, izmariti atıyorlar. Bu yüzden, “Önce kendi çevremden başlayayım” dedim. Bir arkadaşım sigarasını içtikten sonra izmariti yere attı. Onu herkesin önünde uyardım, “Nereye atacağım ki, atacak yer yok!” dedi. “Madem yok, o izmariti al, cebine koy.” “Olur mu öyle şey?” dedi. “O zaman ben yaparım” dedim. Gittim, onun attığı izmariti aldım ve cebime koydum. “Kesinlikle kendi izmaritimi sana taşıtmam!” dedi, yerden aldı. Böyle böyle bir algı oluştu. Okuma öğrettiğim insanlar da oldu. O altı ay hiç de kâbus gibi geçmedi. Birkaç insana faydam olduysa ne mutlu bana.

SEVGİLİM ASKERDE BENİ ZİYARETE GELDİĞİNDE…
Siz tek miydiniz? Sizin gibi başka gay’ler de var mıydı?
Olmaz mı? Hatta şöyle bir hikâyem var. Sevgilim beni ziyarete geldi. Nizamiye’nin önündeki duvarın üstünde sohbet ediyoruz. Bir şeyler getirmiş onları yiyoruz. Bizim tam yanımızda, iki erkek var, onlar da aynen bizimki gibi sohbet ediyor. Biri asker, tanıyorum içeriden. Yandan yandan bakıp, “Allah Allah acaba bunlar da gay mi diyoruz?” Kimsenin alnında yazmıyor çünkü, herkesin feminen olması da gerekmiyor. Neyse biz nizamiyeye döndük, sevgililerimizse dönüş yolunda birbirleriyle sohbet etmişler. Sevgilim telefon etti, “Evet, bir gay asker arkadaşın daha oldu!” dedi.

Senin yaşadıklarından çıkardığın ders ne? Askerlikte en çok ne öğrendin?

Egolardan Lego yapmayı öğrendim! “Yok efendim, fakülte birincisi olarak mezun oldum, TÜBİTAK bursuyla İngiltere’de okudum. Şu seviyedeyim, bu seviyedeyim. Nasıl olur da bana lise mezunu bir komutan, çöpleri topla, tuvaleti temizle diyebilir?” Yapsaydım yanmıştım. Ben orada sadece bir er olarak bulunuyordum. “Bütün askerler ne yapıyorsa benim de onu yapmam lazım!” diye düşündüm. Ve askerliği sorunsuz bitirdim.

Gay’lerin en sevdiği ünlü Tarkan

Türkiye’nin ‘magazin ve eğlence’ ağırlıklı ilk gay dergisi GayMag çıkıyor.

Sizden çok çarpıcı bir kapak bekliyordum. Neden Mariah Carey gibi yabancı ve soft bir kapak?
Mariah Carey tüm dünyada Gay LGBT bireylerin en çok sevdiği ikonlardan biri. Kendisine ulaştık ve samimi bir dönüş alınca hemen kapağa taşımak istedik.

Hiç olumsuz tepkiyle karşılaştınız mı hazırlık sürecinde?
Hiçbir tepkiyle karşılaşmadık ya da kulağımıza gelen bir şey yok. Aslında dürüst olmamgerekirse tahmin ettiğimizden çok daha fazla ilgiyle karşılandık. Sanki bunca zamandır herkes bizi bekliyormuş.

Türkiye’de LGBT haklarındaki yetersizlik malum. Projenize karşı çıkanlar olmadı mı?Sevenler olduğu kadar karşı çıkanların da olması gayet normal, biz bu tabuları yıkmayı istiyoruz ancak hemen değil, yavaş yavaş. Amerika’yı tekrar keşfetmeye gerek yok, GayMag bile büyük bir adım zaten tabuları yıkmak adına.

İlk kapak Murat Boz olacaktı. Kabul ettiği, sonra vazgeçtiği söylendi. İşin aslı ne?Bu olay büyüdü önce kar tanesi sonra çiğ oldu! Oysa anlayamayacak bir durum yok. Ben şahsi fikrimi hemen söyleyeyim, Murat Boz’a bayılırım ve bayılmayacak bir gay de yok. Ne şahsi ne de dergi olarak hiçbir problemimiz asla olmadı, konuştuk kendisiyle fakat anlaşamadık, konser maratonu nedeniyle bu sayıda çalışamadık ama ileriki sayılarda bombayı patlatabiliriz.
Teklif götürdüğünüz ama reddeden başka isimler var mı?“Dergi bir çıksa görsek, daha sonrasında konuşsak” diyenler var ama bunu normal karşılıyoruz, inanıyoruz ki birçok tabuyu GayMag olarak yıkacağız ve kapağımıza almadığımız hiçbir ünlü erkek olmayacak, inşallah!

Türkiye’de gay dergisine karşı ünlü erkeklerin çekinceleri nasıl?Tepki değil ama doğal olarak çekimser yaklaşan ünlüler var. Bunu da zamanla aşabiliriz.

Kadınların bakışı nasıl?Erkeklerden çok daha iyi, daha ılımlı ve heyecanlılar.

Gay’lerin en çok okumak istediği ünlü kim?
Tarkan.

Yayın politikanız ne?Gay’lerin gözünden magazin ve eğlence sektörünü okuyucuya aktarma derdindeyiz.

“Yakışıklı bir erkek bulun, getirin, soyun, kapak hazır” mantığında mısınız?
Asla. Biz sadece bir yaşam tarzı dergisi değil, Türkiye’nin herhangi bir yerinde eşcinsel olduğunu bilip, çevre baskısı yüzünden saklayan, çıkış yolu arayan tüm gençlere ve LGBT bireylere yardım etmeyi amaçlıyoruz.

Gay dilini derginizde ne kadar kullanacaksınız?Gay dili dediğin, lubunya dilini ben eğlenceli ve komik olarak adlandırıyorum. Editörlerimizin hepsinin kendine has bir tarzı var zaten. Her tarzda yazım dilimiz mevcuttur.

Peki siyaset?GayMag çok politik olmayan bir dergi. Bir yaşam dergisinde ne kadar yer alması gerekiyorsa o kadar yer almalı politika…

Reklam verenlerin çekinceleri oluyor mu?Birkaç markayla görüştük, bir sonuca ulaşamadık. İnsanların atladığı önemli bir nokta var. En çok alışveriş yapan, kendine fazlasıyla özen gösteren kim? Gay’ler. Türkiye’de birçok alanda fazlasıyla ekonomik katkıda bulunan yine gay’ler! Eee?! O zaman bu düşünme süresi neden?

İfti Naseem Hatırlamak

“Asya istanbul travesti ve travestiler Asyalılar olduğunu fark söz konusu her birey ile, eşcinsel bölgesi Asya bölgesini karşılayan bu alanı biraz daha açılır”

Büyük-p-16-aChicago’da öldü Ünlü Urduca şair Iftikhar Nesim İfti için Sydney’de düzenlenen referans

Bir yakın bir aile dostu ve ünlü Urduca şair, İftihar Nasim, Chicago sevgili kentinde 2012 yılında öldü. İşte Facebook arkadaşı Kareem Khubchandani tarafından kendisine bir hatıra bir alıntıdır:

Ben tanıştım bilinen ve İfti Naseem’den ile zaman geçirdim için kendimi ayrıcalıklı hissediyorum. İfti yetenekli bir sanatçı, bir ilham aktivist, başarılı bir işadamı, ve gerçekten muhteşem bir varlık oldu. İfti Pakistan’da doğan ve hukuk bir eğitim sürdürmeye ABD’ye taşındı, ama o sanat (özellikle şiir) Onu gerçekten taşındı bulundu. O yazı için ömrünü adamış, ve tüm dünyada İngilizce, Urduca ve Pencap şiir gerçekleştirilen ve yayınladı. Onun kitabı Narman sorun onlardan ne beklediğini toplum ile cinsel yönelim ve cinsiyet kimlikleri uzlaştırarak vardı Pakistan’da gençler tarafından ilham ve güç kaynağı olarak ele alınmıştır. İfti onun şiir aracılığıyla, ama travesti yere değil, sadece bir savunucusu olmuştur: kuran Sangat , LGBTQ Güney Asyalılar için post-9/11 nefret suçlarının ardından protesto Güney Asyalılar toplanma ve HIV riski konusunda Güney Asyalılar eğitmek ve önlenmesi. Onun sanat yapma ve aktivizm arasındaki, İfti da Mercedes araba satan çalıştı, ve onun satış becerileri övünen. Her adımda, o muhteşem görünüyordu! Kürk, ipek, deri, elmas, altın, pul, glitter, peruk, makyaj, fırfır ve mücevher, o tarzı tüm giydi. Bu benim olduğu için zevk her zaman olduğunu, İfti en çok hatırlar budur; ne kadar korkunç bir durum, ne olursa olsun, zevk hep orada nasıl acı sorunu bulunabilir. Hiç bir zaman ben “. Ben sadece bu büyük, kötü, heteroseksüel dünyada hayatta kalmak için çalışıyorum, Honey” onun cevabı, başarısız olmadan oldu? “Ne kadar”, İfti sordu Ama lütuf, yetenek ve mizah hangi ile o “kurtuldu” o sadece tarafından, o gerçekten açık sözlü, queer, göçmen, Müslüman, Güney Asya için zor bir dünya ne yarıklar mutluluğu bulmak oldu almak daha yaptığını bana güvence verdi.

Bizim toplum önemli bir rakam kaybetti, ama biz onun aktivizmi, onun sanatı ve onun coşku ilham devam edilmelidir. Ben özel bir dostumu kaybettim, ama ben onun yaptığı zor işi sürdürmek girişimi, ve o Chicago’da queer DESIS için hazırladı yolunu genişletmek olacaktır.

Travesti eşcinsel penguen kitabı dünyada olay yarattı

BBC Türkçe’nin haberine göre, Bu karar ağırlıklı olarak muhafazakâr yapıya sahip ülkede eşcinsel hakları ile ilgili tartışmaları alevlendirdi.

İlgili Haberler ‘İklim değişikliği penguenleri tehdit ediyor’ Nintendo’dan eşcinsel oyun karakterine ret ‘Eşcinsel’ penguenler ayrıldı Devamı için tıklayın İlgili Konular Çevre / İklim, Yaşam Kaldırılan iki kitaptan Tango Makes Three (Tango Üç Yapar) gerçek bir hikâyeye dayanıyor.

Kitapta New York Hayvanat Bahçesi’nde aynı yumurtaya kuluçkaya yatan iki penguenin hikâyesi anlatılıyor.

ABD’de de tartışma yaratan bu kitap, Amerikan kütüphanelerinde raftan çıkarılması için şikâyetlere hedef olan kitaplar arasında ilk sıralarda yer alıyor.

Singapur’da tepki toplayan ikinci kitap ise The White Swan Express (Beyaz Kuğu Ekspresi).

Kitap, Çin’de evlat edinmeye çalışanları konu alıyor; bu kişiler arasında evli olmayan bir anne ve lezbiyen bir çift bulunuyor.

Kitaplar yerel bir kütüphanenin içerikle ilgili kaygılarını Ulusal Kütüphane Birliği’ne iletmesinin ardından alınan kararla kütüphanelerden kaldırıldı.

BEŞ BİN İMZA TOPLANDI

Ulusal Kütüphane Birliği, çocukların erişimi olan kitaplar söz konusu olduğunda ‘aile kurumunu korumak ve bu travesti konularda daha ihtiyatlı davranmak’ kaygısıyla hareket ettiklerini söylüyor.

Kitapların kütüphanede yerini tekrar alması için şu ana kadar yaklaşık beş bin imza toplandı.

travesti Eşcinsel ilişki Singapur’da yasak. Travesti ve Eşcinsel hakları savunucuları bu yasağın anayasaya aykırı olduğu gerekçesiyle yasal girişim başlattı.

Hükümet ise fiilen uygulanmayacağını vurguladığı yasağın, toplumun genel değerlerini yansıttığı için mevzuata aykırı olmadığını savunuyor.

Geçtiğimiz ay ülkede düzenlenen ‘Pembe Nokta’ eşcinsel onur yürüyüşüne muhafazakâr kesim tepki gösterdi.

O beni travesti gay sanıp tecavüz etti bende onu öldürdüm

Merkez Sarıçam İlçesi’nde 30 Aralık 2013’te devriye gezen jandarma travesti ekipleri, Menekşe Köyü yakınlarındaki ağaçların arasında park halindeki 01 TV 774 plakalı kamyonette 2 çocuk babası Selahattin Orhan’ın cesedini buldu. İnşaat ve dekorasyon işleri yapan Selahattin Orhan’ın Kilis’te çalıştığı, olaydan 10 gün önce Adana’ya döndüğü belirlendi. Ekiplerin yaptığı araştırmada Orhan’ın cinayetten 4 gün önce evden ayrıldığı ve kendisinden bir daha da travesti haber alınamadığı ortaya çıktı.

Adana İl Jandarma Komutanlığı’nın kurduğu özel ekip, Selahattin Orhan’ın otomobil ile geçiş travesti yapabileceği güzergahlardaki mobese ve işyerlerine ait güvenlik kamerası kayıtları toplandı. 200 işyeri güvenlik ve MOBESE kamerasının kaydını inceleyen ekipler, olay günü Orhan’ın yanında bir kişinin olduğunu saptadı. Bu kişinin üzerindeki mont ile olay yerinde bulunan kanlı montun aynı olduğu da belirlenince, cinayeti Murat Fidan’ın işlediği saptandı. Ekipler, Fidan’ı Mersin’in Silifke İlçesi’ndeki Taşucu Limanı’nda bir restoranda garsonluk yaparken istanbul travestileri yakaladı.

’SANIKTAN CİNSEL İSTİSMAR SAVUNMASI’

Adana 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde ’kasten öldürme’ suçundan ömür boyu hapis cezası istemiyle yargılanan Murat Fidan savunmasında cinsel istismara uğradığını öne sürdü. Olay günü Selahattin Orhan’la uyuşturucu aldıklarını söyleyen Fidan, olayı şöyle anlattı:

“Arabayla seyir halindeyken daha önce aldığı esrarı bana verdi. Ben de esrarı sigara olarak sardım. Seyir halindeyken esrarı içtik. Daha sonra Selahattin elini bacağıma atarak okşamaya başladı. Ben kızınca şaka olduğunu söyleyerek konuyu geçiştirdi. Birlikte esrar içerek Çukurova Üniversitesi’nin arka taraflarına doğru ilerliyorduk. Ben fazla vaktim olmadığını geri dönmem gerektiğini söylememe rağmen aracı sürmeye devam etti. Ağaçlık alanda travesti durup araçtan inerken tekrar elini bacağıma attı, çekmesini istedim şaka yaptığını söyledi. Bana ’Birazdan sakinleşirsin, yumuşarsın meyve suyunun içerisine hap attım’ dedi. İçtiğim esrar ve meyve suyunun etkisiyle kendimden geçmeye başladım. Bacağımda sıcaklık hissettim, tepki gösterdim ama sonra kendimden geçmişim. Kendime geldiğimde arabanın arka tarafındaydım, Selahattin ve benim pantolonlarım yarıya kadar inik olduğunu gördüm. Arabada bulunan bıçağı alıp olayı nasıl gerçekleştirdiğimi hatırlamıyorum. Kendime geldiğimde arabanın dışındaydım üzerimde kan vardı, Selahattin de arabanın içinde yatıyordu. Sonra oradan uzaklaştım. Aldığım uyuşturucunun etkisiyle ne yaptığımı bilmiyordum.”

Murat Fidan ayrıca, daha önce bir eşcinsel birinin kendisine sarkıntılık ettiğini bununla ilgili ceza aldığını da Selahattin Orhan’a anlattığını bu yüzden kendisini ’gay travesti ’ sanmış olabileceğini savunmasına ekledi. Ölen Selahattin Orhan’ın eşi Hava Orhan eşinin uyuşturucu kullanmadığını öldüğü gün üzerinde 5 bin lira para olduğunu arabayı teslim aldıklarında bu paranın olmadığını söyledi.

Mahkeme heyeti son sözünde pişman olduğunu söyleyen Murat Fidan’ı müebbet hapis cezasına çarptırdı, cezadan travesti ise herhangi bir indirim yapmadı.

Bohçacı geldi hanım Travesti esmeray

Taraf Gazetesi’ndeki köşesinden gazete okuruna aşina olan Esmeray, bu kez bohçasını Ankara’da açıyor. Esmeray, daha önce yazıp oynadığı “Cadının Bohçası” ile kendini tiyatro meraklılarına takdim etmişti. Sanatçı, kişisel anlatılarıyla örülü devam niteliğindeki oyunu “Yırtık Bohça” ile Nefes Bar’da bu akşam sahne alacak. Esmeray’la sahneye çıkmadan birkaç saat önce lafladık.

Önce oyundan bahsedelim biraz… Yırtık Bohça’yı oynamak için Ankara’dasın. Bu oyunu kaç ilde oynadın?

Oyun ikinci yılına giriyor. Bu oyunu daha çok İstanbul’da oynadım. Ankara dışında henüz bir turneye çıkmadım. 2. Pembe Hayat Kuirfest’in açılışında da Ankaralı seyirci ile buluşmuştuk. Yeni sayılır. Travesti Ameliyat süreci biraz engel çıkardı. Ayrıca bu sene ben Viyana’daydım. Turne için fazla bir fırsatımız olmadı.

Viyana’da neler yaptığını biraz anlatır mısın?

Viyana’ya bir tiyatro grubunun projesi kapsamında misafir sanatçı olarak gittim. Beni takip ediyorlarmış. Duymuşlar, çağırdılar. Proje kapsamında çağrıldım. Oyunu orada çıkardık. “In Between”, “Arada” oyunun adı. Oyun, hepimizin hikâyesi, doğaçlama. Oyunun yönetmeni Emel Heinrich, yazarı Barbara Markoviç. Biz anlattık, o yazdı. Yazım süreci de kolektifti. Oyunu ekip halinde çıkardık. Hepimizin emeği var. Oyun henüz Avusturya’da sahnelenmedi. Mart’ta sahnelenecek. Türkiye’de ilk gösterim Ankara Ethos Tiyatro Festivali kapsamında oldu. Ardından Diyarbakır ve İstanbul turneleri oldu.

Medyadaki var oluş hikâyenle ilgili de biraz bilgi verebilir misin? Ne gibi zorluklarla karşılaştın ve ana akım medyada yeterince yer bulabiliyor musun?

Medyada henüz öyle çok ciddi bir ayrımcılığa uğramadım. Özellikle basılı medya bayağı bir destek oldu. Hatta ana akım medya da dâhil olmak üzere televizyon programlarına çıktım. Şu ana kadar ciddi bir ayrımcılığa uğradığımı söyleyemem. Kayda değer bir sorun yaşamadım. Diyarbakır’daki gösterim televizyonlardan ilgi gördü. NTV’de birinci haber olarak verildi. Enver Aysever’in programına katıldım. Hilmi Hacaloğlu’nun ve Hülya Avşar’ın programlarına konuk oldum.

Yazarlık ve sanatçılık yolunda, kendini idare edebilecek kadar gelir sağlayabiliyor musun?

Çok zorlanıyorum. Zor şartlar altında yaşıyorum. Kışın koşullar bir parça daha iyi. Yazın zorlanıyorum. Çok parasız ve işsiz kalıyorum.

Kendi yazıp oynadığın oyunlar dışında ilk örnek “In Between” miydi?

Evet, ilk grup oyunum buydu.

Başka oyunlar için, beraber oynamak üzere başka teklifler alıyor musun?

Avusturya’da oynadığımız proje çok önceden beri gündemimizdeydi. Ne zaman ve nasıl oynayacağımız konusunda biraz belirsizlikler vardı. O aşamada başka bir gruptan, Türkiye’den bir teklif gelmişti. Tam bu teklife eğilmiştim ki, Viyana’dan yeniden çağırdılar. Oraya gitmek zorunda kaldım.

Oyunculukla ilgili ne gibi planların var?

Önümüzdeki sezona dönük iki tane proje üzerinde çalışıyoruz. Biri iki veya üç kişilik bir oyun. Diğeri de yine benim anlatılarımdan oluşan bir proje. “Cadının Bohçası” veya “Yırtık Bohça”nın devamı kıvamında bir oyun olacak.

İki kişilik projede kim var?

O biraz sürpriz olsun. Tam netleşen bir şey değil.

İstanbul’daki tiyatrolar altın çağını yaşıyor diyebilir miyiz?

Geçici bir dönem bence. Büyükşehir tiyatroları daha aktif görünüyor; ama ona da darbe vuracaklar. Tiyatronun tamamen bitirilmesi mümkün değil. Hiçbir dönemde hiçbir diktatör sanatla başa çıkamamış. Ben kötümser değilim.

izmir halkı Travestileri istemiyoruz dedi

İzmir çok ilginç bir gelişmeye imza attı.Travesti leri protesto etmek için esnaflar bu sefer sıra dışı bir gelişmeye sahne oldu.
İzmir çok ilginç bir gelişmeye imza attı.Travestileri protesto etmek için esnaflar bu sefer sıra dışı bir gelişmeye sahne oldu.İzmir’in Karabağlar ilçesinde travesti protestoları çok ilginç gelişmelere neden oldu.İzmir’de yaşanan travesti protestoları gündeme bomba gibi düştü.
İzmir’de, mahallesindeki travestilerden şikayet eden bir kişi, para vererek eyleme getirdiği bir kaç vatandaşla birlikte “mahallede travesti istemiyoruz” eylemi yaptı.Travestilerin şehir dışına çıkarılmalarını ve devlet kontrolünde resmi yoldan çalışmalarını talep eden Öznur, İzmir’in bir çok semtinin geceleri travestilerin işgali altında olduğunu ileri sürdü. Travestilerden şikayet eden 200 esnafın kendisinin hazırladığı dilekçeye imza verdiğini ancak, yaptığı eyleme korktukları ve çekindikleri için gelmediklerini ifade eden Öznur, şöyle konuştu:
“KÜÇÜK ÇOCUKLAR BİLE ORAYA GİDİYOR”
“Esnaf ıstırap çekiyor. Burada korku imparatorluğu var. Bunlar hepsi benim yanımda çalışan insanlar. Ben paralarını verdim bunları bu eyleme yanımda getirdim. Burada gece gündüz fuhuş yapılıyor. Tek başıma geliyorum burayı denetliyorum. Öldürseler beni vazgeçmem. İçim kan ağlıyor. Sarhoşlar ayyaşlar için buradayım onların haklarını savunmak için buradayım. Ben bu manzarayı görünce içim kan ağlıyor. Bu vatandaşlar şehir dışına alınsın, Avrupa standartları kapsamında. Çünkü küçük çocuklar bile oraya gidiyor.Benim oğlum yarın düşebilir imansız gidebilir. Ben bunun feryadını veriyorum.”