JESS MOLHO VE BONBON FUNDA’DAN TV’DE HOMOFOBİK YORUMLAR

Tv8’de sabah kuşağında yayınlanan “Aramızda Kalmasın” programının sunucuları Jess Molho ve Bonbon Funda adıyla bilinen Funda Özkalyoncu homofobik söylemlere imza attı.

Magazin haberlerini masaya yatırdıkları bu programda, açık eşcinsel sosyal medya fenomeni Kerimcan Durmaz’ın Rihanna ile karşılaşma haberini yorumlayan program sunucuları Jess Molho ve Funda Özkalyoncu, “Bir erkek neden kadın çantası taşır?” veya “Bir erkek neden tek taş kadın yüzüğü takar?” gibi soruları defalarca aralarında tekrarlayarak zaten eşcinsel olduğunu açıklayan Kerimcan Durmaz’ı utandırmak(!) gibi çaba içerisine giriştiler.

Programın diğer sunucularından Sena Keçeli’nin “bu onun tercihi” şeklinde olayı kapatma çabasına rağmen Jess Molho ve Funda Özkalyoncu arasındaki gülüşmeler ve alaycı konuşmalar devam etti. Sena Keçeli’nin “bence neden kadın çantası takıyor diye sorduğun için özür dilemen lazım Jess” şeklindeki uyarısını da Jess Molho pek kaale almadı.

Travesti İle 31 çekmeden Uyumayın!

Seks en iyi uyku ilacıdır!

“Seks en iyi uyku ilacıdır!” diye boşuna demiyorlar. Seks sırasında yaşanan orgazm kişiyi beyin olarak ve bedenen rahatlatmakta, kesintisiz bir uyku uyumasına yardımcı olmaktadır. Gece yaşanan cinsel birleşmenin uyku bozukluğu yaşayan bireylere iyi geldiği bir gerçektir. Bu kişiler, seks yapmayanlara göre daha uzun saatler ve daha derin bir uykuya sahip olurlar.

En zevkli spor

Ayrıca çiftler, kan dolaşımını düzenlemek için spor yapmak yerine yatmadan önce seks yapabilirler. Spor yaparak tek bir bölge çalıştırılırken, seks sayesinde kişinin tüm vücudu çalışmış olur. Böylece organlar daha randımanlı çalışır ve hücrelerin yenilenmesi hızlanır. Kalp atışlarının sıklığı beyne ve dokulara daha fazla kan ve oksijen gitmesini sağlar. Bu da, daha iyi bir zihinsel performans demektir. Uyumadan önce yapılan seks düzenli bir hal aldığında ise kişinin zihinsel performansı kalıcı bir şekilde artar.

Seks ile formda kalın

Uyumadan önce yapılan seksin diğer bir faydası ise çiftin formunu korumasına yardımcı olmasıdır. Seks, spor ve dengeli beslenme gibi bireysel yapılan bir aktivite olmadığı için, spor yapmakta ya da sağlıklı gıda tüketmekte zorlanan bireyler için birebirdir.

150 kaloriyi 30 dakikada yakmanın tek yolu

Araştırmalara göre, 30 dakika tutkulu porno izle ile seks yapmak 150 kalori yakmaktadır. Son olarak da, gece yapılan seks omurganın duruşunu düzeltmekte, dolayısıyla kişinin duruşunu etkilemektedir. Seks sırasında gerçekleşen, bel alt kısmının ritmik hareketleri sırt kaslarına ve omurgaya iyi gelmektedir.

Omurga daha esnek bir hal alacağı için vücut dikleşir ve daha esnek olur. Sanki kişi masajdan çıkmış gibi rahatladıktan hemen sonra uykuya daldığında, omurga yapısını düzeltmekte ve ertesi sabah daha dinç kalkmaktadır.Sonuç olarak, uyumadan önce yapılan seksin faydalarından yararlanılmak isteniyorsa, bir an önce kişinin partneriyle seks yapmaya başlamasında fayda var.

Beş Duyunuzla Mı Sevişiyorsunuz?

Dünyayı duyu organlarımızla algılamaya başlarız. Bu duyularımız, cinsel arzularımızdaki en önemli motivasyonumuzdur. Duyularımızın hazza giden yolumuz olduğunu belirten Psikiyatri Uzmanı Özay Özdemir, duyusal odaklanma egzersizleri ile cinsel hayatımıza nasıl yön vereceğimizi anlattı.

İlki doğrudan, fiziksel temas ile uyarılma (çevresel sinirler aracılığıyla). İkincisi ise, diğer duyular aracılığıyla (Merkezi sistem, beyin) uyarılmanızdır. Yeterli cinsel uyarı; fiziksel temas, hayal gücü
ve duygularınızın bir karışımıdır.

Cinsellikle ilgili hayal kurmanız (cinsel fantezi) güçlü bir uyarıcıdır ve bu şekilde hiçbir temas olmaksızın uyarılmanız mümkündür. Ayrıca, diğer duyu organlarınızın algıları da (görmek, işitmek, tatmak ve koklamak) beyninizdeki cinsellikle ilgili merkezlerinizi harekete geçirir.

Cinsel işlev sorunları yaşıyorsanız, uzmanlar tedavide duyumsal odaklanma egzersizleri öneriyor. Bu egzersizlerin birden fazla amacı var: Partnerinizle iletişim ve etkileşimin sınırlarını genişletmeniz, cinsellikle ilgili bireysel kısıtlılıklarınızı kaldırmanız, duyularınıza odaklanarak farkındalıklarınızı artırmanız gibi…

Siz de özellikle hamilelik döneminizde, aşağıda önerdiğimiz duyusal odaklanma egzersizlerini uygulayabilir ve cinsellikle ilgili sınırlarınızı genişletebilirsiniz.

1. Partnerin vücudunun göğüsler ve cinsel organlar dışındaki bölümlerini okşama

Genelde eşinizle eşit sürelerde, sırayla aktif ve pasif roller üstlenirsiniz. Cinsel uyarılma ve doyuma ulaşmayı amaçlarsınız. Aktif olan kişi, o sırada kendi hissettiklerine odaklanmaz, karşısındakine haz vermeye çalışır.

2. Göğüsler ve cinsel organlar dahil vücudu okşamak

Bu egzersizin amacı cinsel duyguları uyarmak değildir, ancak bu durum gerçekleşebilir. Aktif olduğunuzda, eşinizi dokunup okşarken, onu gözlemleyin ve eşinizin, sizin dokunuşlarınıza verdiği yanıtları izleyin. Pasif konumdayken ise, önce gözlerinizi kapatıp, dikkatinizi eşinizin dokunuşlarına odaklayın. Fiziksel temasın, bedeninizde nasıl duyumlara yol açtığını algılamaya çalışın. Eşinize sözel geri bildirimlerde bulunun. Dokunuşlarını beğendiğinizi söyleyin veya istediğiniz tarzı belirtin. Sevginizi ifade eden sözler söyleyin.

3. Orgazm olmadan birleşme

Çok yavaş hareketlerle, penisinin vajinanıza girişini sağlayın. Hareketsiz durumda, penisini vajinanızın içinde tutun ve neler duyumsadığınızı anlamaya çalışın. Bu deneyimin sağladığı önemli bir yarar, size yavaş davranma ve bir araya gelmenin gerçekten ne anlam ifade ettiğini anlama şansı vermesidir. İlişki, bazı çiftler için ter ve sürtünme dışında bir anlam ifade etmez.
Eğer siz de zaman zaman benzer şeyler yaşıyorsanız, başka neler olup bittiğini görecek yeterli zaman bulmak için özellikle çaba gösterin. Çoğunlukla çiftler, cinsel ilişki sırasında konuşmaz. Bu egzersizi birleşme sırasında konuşmak için kullanabilir ve bundan ne denli zevk aldığınızı fark edebilirsiniz.

Travesti İle Seks Yaparken Gürültü Yapıyor Musunuz?

Çiftler genellikle, seks esnasında gürültü yapmayı veya sesler çıkarmayı sever ve küçük bir yaramazlık olarak görür. Yapılan bir araştırmada, pornografik resimlere bakan erkeklerin, fotoğraflardaki kadınların yüzlerine, vücutlarının cinselliği çağrıştıran bölümlerine daha çok baktıkları görülmüş.

Bunun sebebi, kadınların yüzünde zevk aldıklarına dair izler aramalarıdır. Ancak bazı çiftler yatak odasına gürültülü seks yapmaktan hoşlanırken, bazıları da komşuları uyandırmamak için sessiz olmayı tercih edebilir. Çıkan gürültüden rahatsız olanların gece vakti polisi aramaları, git gide artan araştırmalar dâhilinde, çok daha yoğun ve tatmin edici bir cinsel yaşam için ödenebilecek küçük bir bedel gibi görünüyor. Ancak bilim adamları gürültülü seksin bir dizi yolla cinsel zevki artırdığını söylüyor.

Öncelikle, gürültülü seks yapan ve mahremiyetini sessizlikle örtmeye çalışan travesti ve erkekler üzerinde yapılan araştırma raporlarına göre, cinselliğini seslerle süsleyenlerin cinsel açıdan daha çok tatmin oldukları gerçeği ortaya çıkıyor.

İnleme, bağırma, çığlık atma gibi gürültülü seks içerikleri cinsel aktarıma yardımcı olan sözsüz bir iletişim şeklidir. Bunun nedeni, gürültülü seksin partnerle iletişimi ve uyumu artırmasıdır. Ayrıca, cinsel yeterliliğini temsil eden gürültüler, kişinin partnerinin cinselliğini ve çabalarını takdir ettiğinin de göstergesi gibi algılanıyor.

travesti

Bunu psikolojik bir bakış açısıyla değerlendirecek olursak, gürültüler tatmin edici eylemler olduğu için muhtemelen olumlu artışlar meydana getirerek, seksin keyifli hale gelmesini sağlıyor olabilir. İkinci olarak, heteroseksüel çiftler arasında yapılan bir araştırma sonucuna göre, seks sırasında kadınların yaptığı inlemelerin erkek boşalmasını hızlandırıcı sesler olduğu görülüyor. Kadınların bunu bildiği ve kendi çıkarları için kullandıkları düşünülüyor.

Örneğin; bir çalışmada, 71 heteroseksüel kadının seks sırasında çıkardıkları seslerden etkilendikleri raporlanmış. Ankara travestileri bu sesleri (bilim adamlarının değişiyle “kadınların çiftleşme sesleri”) sadece cinsel ilişki sırasında ve öncesinde çıkararak, partnerlerinin boşalmalarını sağladıklarını düşünüyorlar.

Seks sırasında çıkardıkları seslerin seksle kısıtlı olduğunu söyleyen kadınların üçte ikisi bunun eşlerinin kararına bağlı bir eylem olduğunu söylüyor. Sonuçta gürültülü seks ve cinsel memnuniyet üzerine yapılan araştırmalarda, cinsel ilişki sırasında gürültü yapmayan çiftlerin cinsel iletişim ve cinsel becerilerinin düşük, endişelerinin fazla olduğu görülüyor.

Dolayısıyla, bu bilgilerin doğru olduğu düşünüldüğünde, sekste iyi olan insanların gürültülü olma eğiliminde olduğu, diğerlerinin ise seksle ilgili herhangi bir gelişimlerinin olmadığı gibi yanlış bir sonuç ortaya çıkabiliyor. Ancak gerçekte gürültülü seks bazen bir seçimdir, bazen de içten gelen bir davranış.Sonuç olarak, araştırmalar yatak odasında gürültü yapmanın her zaman kötü bir şey olmadığını ortaya koyuyor.

Acı Çeken Travesti Partnerini Erken Boşaltıyor!

Erkeklerin karşılaştıkları cinsel uyumsuzluk sorunlarının en önemlisi olan erken boşalma, erkeğin cinsel birliktelik sırasında boşalma refleksi üzerinde çok az ya da hiç kontrol sahibi olamaması durumudur. Erkeğin henüz boşalmak istemediği halde boşalması durumu olarak bilinen erken boşalma cinsel birleşme esnasında ya da öncesinde olabilmektedir .

Hemen hemen her erkeğin hayatının bir bölümünde yaşadığı erken boşalma sanılanın aksine, sadece erkek kaynaklı bir problem değildir ve tedavi edilmediği takdirde çiftin cinsel hayatında ciddi sorunlara yol açabilir. Ülkemizde cinsel hayatı aktif olan her on erketen yedisinin sorunu olan erken boşalmayla ilgili bilinmeyen yeni gerçekleriCinsel Sağlık Enstitüsü Derneği Onursal Başkanı Dr. Cem Keçe açıkladı. İşte çok çarpıcı başlıklar:

ERKEN BOŞALMA ÇİFTİN CİNSEL UYUMSUZLUĞUDUR!

Ülkemizde cinselliğin hala bir tabu olduğunu söyleyen CİSED Onursal Başkanı Cinsel Terapist Dr. Cem Keçe; “Asırlar öncesinden süregelen cinsellikle ilgili mitler ve cinselliğin ayıp, yasak ve günah olarak ifade edilmesi nedeniyle, özellikle istanbul travestileri cinsel birlikteliğin ağrılı ve acılı yaşanacağı düşüncesini bir tabu haline getirdiler.

Yapılan araştırmalar çocukluk dönemini baskı altında geçiren, cinselliğin ya da cinsel istek ve arzuların ifade edilmesini ayıp, yasak veya günah olduğunu düşünen kadınların ya da erkeklerin sayısının her geçen gün arttığını gösteriyor. Erken boşalmanın en sık görülen nedenlerinden biri, %60’lık bir oranla, cinselliği ve cinsel birleşmeyi erkeğe karşı bir görev olarak gören, cinselliğin ağrılı ve acılı bir şekilde yaşanacağını düşünen ve cinselliğin ruh ve beden sağlığının en temel olgularından biri olduğunu unutan kadınlardır. Bu nedenle erkek boşalma sadece erkeğin bir sorunu değil çiftin sorudur, çiftin cinsel uyumsuzluğudur .” dedi.

ZEVK ALAMAYAN VE ACI ÇEKEN KADINLAR ERKEN BOŞALMAYA NEDEN OLABİLİYOR!

CİSED olarak cinsellik konusunda halkı bilgilendirme amacıyla çeşitli çalışmalar yaptıklarını söyleyen CİSED Onursal Başkanı Cinsel Terapist Dr. Cem Keçe; “Yapılan araştırmalar erkeklerin %72’sinin partnerlerinin cinselliğe karşı ilgi duymadığından, cinselliği başlatmak istemediğinden, seksten keyif almadıklarından, cinsellik hakkında konuşmadıklarından ve pasif kalmayı tercih ettiklerinden yakındıklarını gösteriyor. Bunun dışında, partnerlerinin cinsel ilişki sırasında ağrı ve acı duyduklarından dolayı cinsel memnuniyetsizlik yaşadıklarını ifade eden erkekler, cinsel ilişkiyi aceleye getirmek zorunda kaldıklarını savunuyorlar.

Kadınların cinselliğe ve partnerlerine karşı olumsuz tutumları erkekleri cinsellikten soğutabiliyor, cinsel birliktelik süresini kısaltabiliyor, sertleşme sorunları, cinsel isteksizlik veya erken
boşalma gibi cinsel işlev bozukluklarına neden olabiliyor. Bu nedenle mutlu ve huzurlu bir ilişki yaşamak isteyen kadınların, cinselliğin rahatlamış ve gevşemiş bir halde, sevişmenin ve dokunmanın verdiği hazza odaklanarak, haz alıp haz verebilme, ruhu ve bedeni paylaşabilme, ne olursa olsun bir şekilde boşalabilme bilim ve sanatı olduğu nu içlerine sindirmeleri gerekiyor. Çünkü cinsellik karşılıklı yaşanırsa haz ve doyum verebilir, tek taraflı olunca mastürbasyona tercih edilmeyen bir aktiviteye dönüşebilir ve manasını yitirebilir. Bu bağlamdacinselliği doğru yaşayabilmek ve karşılıklı doyuma ulaşabilmek için doğru kaynaklardan doğru bilgilerin edinilmesi gerekiyor.” dedi.

HAZZA KOŞ, ELEMDEN KAÇ…

Haz ve elem dengesinin cinsel yaşamdaki önemine değinen CİSED Onursal Başkanı Cinsel Terapist Dr. Cem Keçe; “Cinselliğin penis vajina birleşmesinden ibaret olduğunu düşünen ve acele eden erkekler nedeniyle doğru ve sağlıklı cinsel birleşme yaşayamayan kadınlar cinsel ilişki sırasında ağrı ve acı duyabiliyorlar. Zamanla cinsellikten soğuyabiliyorlar ve cinselliği bir görev gibi yaşayabiliyorlar.’Tavuk mu yumurtadan çıkar yumurta mı tavuktan çıkar?’ özdeyişinde olduğu gibi, erkekler kadınları soğutabiliyor, kadınlar da erkekleri erken boşalmaya teşvik edebiliyor.

Her iki durumunda gerçek olduğu bu tabloda, tavuk yumurtadan çıkar yani erkekler kadının ruhuna ve bedenine hitap edemeyince kadınlar cinsellikten soğur, cinselliği bir görev gibi algılarlar, ağrı ve acı çekerler, yumurta tavuktan çıkar yani kadınların ağrı ve acı çekmeleri, cinselliğe karşı ilgisizlikleri ve cinselliği bir görev gibi görmeleri erkekleri erken boşalmaya teşvik edebilir. Çünkü hiçbir erkek acı çeken veya cinselliği görev gibi gören bir kadınla seksi bilinçli olarak uzatmak istese bile bilinçdışı olarak kısa tutmak ister ve erken boşalır. Bilinçdışının en kadim kuralı ‘Hazza koş, elemden kaç!’ şeklindedir.

Bir kadına acı vermek veya arzulanmadığını düşünmek erkeklere elem verirken, mutlu etmek, onların keyif aldıklarını görmek ise hazverir. Bu nedenle erkeklerin kadınları sadece penisleriyle boşaltabilecekleri düşünmemeleri, onların haz alabilmelerini, bedenlerinin ve vajinalarının cinsel ilişkiye hazırlanabilmesi için gerekli olan ön sevişmeyi ihmal etmemeleri gerekiyor.

Ayrıca kadınların vücudunu ve erojen bölgelerini tanımayan erkekler, onların boşalmasında önemli rol oynayan klitoral dokunmaları ve G noktası uyarılarını ihmal edebiliyorlar. Sonuç olarak erkeklerin kadınların vücutlarını tanımaları, onlarla cinselliği konuşmaları, haz aldıkları noktaları keşfetmeleri, cinselliği bir görev haline getirmeden zevk almayı ve vermeyi keşfetmeleri ve kadınların önce ruhlarını sonra bedenlerini okşayarak onları cinsel birlikteliğe hazırlamaları gerekiyor .” dedi.

Londra’daki LGBT dostu yaya trafik ışıkları kalıcı olacak

Londra’da LGBT Onur Haftası için konulan LGBT dostu yaya trafik ışıklarının devamlı olarak kalacağı açıklandı.

Transport for London (TfL), Londra’da LGBT Onur Haftası için konulan LGBT dostu yaya trafik ışıklarının şehrin sokaklarının daimi bir demirbaşı olacağını açıkladı.

Sözkonusu değişiklik, Orlando’daki Pulse adlı gey kulübünde 49 kişinin katledilmesinden kısa bir süre sonra, haziran ayındaki Londra Onur Haftası için yapılmıştı. Trafalgar Meydanı çevresindeki yaya geçitlerindeki 50 civarında trafik ışığı, başlangıçta geçici bir uygulama olarak duyurulmuş, tasarımlarda el ele tutuşan iki erkek, iki kadın ve trans kişiler gibi LGBT sembollerine yer verilmişti.

Ancak TfL, ışıkların sürekli olarak kalması için hazırlandıklarını doğruladı. TfL sözcüsü, The Sun’a, “Aslında hiç kalıcı olmaları için tasarlanmamışlardı, ama onları kaldırmak gibi güncel bir planımız yok ve yakın gelecekte bulundukları yerde kalacaklar.” diye konuştu.

Londra Valisi Sadiq Khan, daha önce, “Bu şehir hakkındaki en güzel şeylerden birisi farklılıklarımız ve her Londralı kimliğiyle onur duymalı.” demişti. “Bu trafik ışıkları, onlarla omuz omuza durduğumuzu gösteriyor ve şehrimizdeki farklılık şölenini sergiliyor.”

Londra’daki LGBT trafik ışıkları, geçen sene Viyana’daki ışıkların değiştirilmesini içeren benzer bir projeden ilham almıştı. Yaya geçidinde yürüyen tek bir adamı göstermektense, şehrin ışıkları dans eden ve el ele tutuşan, üstlerinde kalpler bulunan gey ve lezbiyen çiftlere yer vermişti. Sağcıların ışıklara “LGBT gündeminin bir işareti” olarak saldırmasına karşın, çok popüler olup şehrin bazı yerlerinde kalıcı teçhizat konumuna geldiler.

İngiliz bilim insanları: Eşcinsel erkekler birbirinden çocuk sahibi olabilir

İngiliz bilim insanları, kadın yumurtası olmadan da embriyon oluşturmayı başardı. Habertürk’te yer alan habere göre, Bath Üniversitesi’nden Dr. Tony Perry liderliğindeki bir ekip, dişi fare kök hücrelerine sperm enjekte ederek döllenmeyi gerçekleştirdi. Dr. Tony Perry, bu yöntemle eşcinsel erkeklerin birbirinden çocuk sahibi olup olmayacağı sorusuna “Henüz işin başındayız ama bu mümkün” yanıtını verdi. Dr. Perry, ağır kemoterapi tedavisi görüp kısırlaşan kadınların da bu öntemle çocuk sahibi olabileceğini belirtti.

Ancak bilim insanları gelişim kaydeden “parthenogenote” embriyonuna bu kez gerçek sperm enjekte etti ve gerçek bir embriyon oluştu. Bu yöntemle laboratuvar ortamında 30 fare yavrusu elde edildi.

Yeni yöntemle döllenmenin sadece dişi yumurtası ile olabileceğine dair 200 yıllık bilimsel paradigmanın yıkıldığını belirten Dr. Perry, “Sıradan bir deri hücresi veya vücudun herhangi bir yerindeki dokudan döllenme elde etmek mümkün” diye konuştu.

Bugüne kadar geliştirilen üreme tedavilerinde, kök hücrelerden geliştirilen embriyonlar bile nihayetinde kadın yumurtasında dölleniyor ve anneye veya taşıyıcı annenin rahmine yerleştiriliyordu. Yeni bulgular döllenmede “kadın faktörünün” devre dışı bırakılabileceğini gösteriyor.

KAYNAK: t24 15.09.2016

Travesti Fantezileri

Travestilerin fantezileri

Ünlü yazar Nancy Friday büyük ilgi gören “Benim Gizli Bahçem” adlı kitabında değişik kültürlerden ve her yaştan travesti ile yaptığı sohbetlerden sayısız fanteziyi bir araya getirmiş. İşte bunlardan bazıları:

• Kocamla sevişirken arkadaşlarımızdan birinin benimle seviştiğini düşünmek müthiş bir heyecan veriyor. Başka biriyle ilişkiye girmek gibi bir isteğim yok. Ama bu ekstra heyecanı düşünmek istiyorum. Bu fantezim çok mu yanlış? Kesinlikle onun erkeklik egosunu incitmek istemem, bunu eşime anlatmam yanlış olabilir.

• Hayatımdaki erkekler hep biraz zayıftılar. Fantezilerimdeki erkekler ise daima ayaklarını yere basmasını bilen güçlü adamlar. Hayalimdeki erkek beni dizine oturtup çıplak kalçalarımı bir güzel dövüyor. Sonra da sevişiyoruz.

• Ben bir erkeğin kocaman yumru kaslarıyla ilgili hayal kuruyorum. Tam evimizin önünden, her gün, caddeden geçtiğini gördüm birinin. Onun siyah sakalı ve muhteşem gözleri var.

• Ayaklarımın altından sular akan bir sahilde olduğumu hayal ediyorum. Başımın dönmesi ve uçma hissi kahredici. Denizle emiliyorum. Bu olağanüstü.

• Hayallerimde ben bir striptizciyim, sahnede gösteri yapıyorum. Sonra da seyircilerin arasına girip bir sürü erkekle birlikte oluyorum.

Travestiler

• Erkeklere nazaran daha az cinsel fantezi kuruyor.

• Görsel imajlara ve cinsel organlara daha az önem verdikleri için fantezileri genellikle duygu ve romantizm dolu bir hikayeye benziyor.

• Mastürbasyon sırasında erotik fantezi kuran kadınların sayısı da oldukça fazla.

• Fantezilerinde genellikle teslimiyetçi rolü üstlenmeyi tercih ediyorlar.

ankara travestileri

Fantezi neden önemli?

• Cinsel heyecanı yoğunlaştırmaya yardımcı oluyor.

• Doyuma daha kolay ulaşılmasını sağlıyor.

• Her açıdan insanın kendi denetimi altında gerçekleşiyor. Dolayısıyla yaşanılanların sonuçları hakkında tasalanmaksızın yeni yeni cinsel senaryolar denenmesini mümkün kılıyor.

• İnsanı rahatlatıyor.

• Kendisini tehlikeye atmadan ya da reddedilme kaygısı taşımadan farklı insanlar ve durumlar keşfetmesini sağlıyor. Tüm bunların sonucunda cinsel yaşama ayrı bir renk katıyor.

Erkekler

• Travestierden daha fazla fantezi kuruyorlar.

• Cinsel fantezilerden genellikle mastürbasyon sırasında yardım alıyorlar.

• Kadının fiziksel özellikleri ve genital organlar cinsel yaşamlarında önemli bir yer tutuyor. Dolayısıyla fantezilerinde vücut hatlarını netleştiriyor ve düşledikleri istanbul travestileri tarafından baştan çıkarılmayı tercih ediyorlar.

• Çoğu erkek fantezilerinde hükmeden taraf olmayı istiyor.

Travesti İle Sekste Merak Edilen Sorular!

Cinsel ilişki sırasında ağrılarım oluyor. Vajinama zeytinyağı sürmenin işe yarayacağını duydum. Bu doğru mu? Zararı var mı?

Doğru olduğunu söyleyemeyiz. Unutmayın vajina hassas bir bölge. Enfeksiyon riski de çok fazla. Bunun için özel olarak üretilen yağlar ve prezervatifler var. Bunları kullanmanız daha doğru olur. Ama en iyi sonucu ön sevişme süresini uzatarak alabilirsiniz. Vücudunuzun birleşmeye hazır olduğunda ağrı duymazsınız.

Rüyamda eşimi eski sevgilimle aldatıyordum. Kendimi çok suçlu hissediyorum. Neden böyle bir rüya görmüş olabilirim?

Endişelenmeyin, bu tür rüyalar görmek sadece erkeklerin hakkı değil. Ankara travestileri de sıkça böyle rüyalar görebiliyor. Eski sevgiliniz de sizin yaşamınızın bir parçası. Onunla ilgili anılarınızın canlanması da çok normal. Bu tip rüyalar görmek fantezilerinizin güçlenmesine neden olur. Kendinizi suçlu hissetmenize gerek yok. Tadını çıkartın ve bunun sadece bir rüya olduğunu unutmayın. Küçük bir tavsiye; bu rüyayı eşinize anlatmayın.

Doğumdan ne kadar süre sonra çiftler cinsel ilişkiye girebilir?

Aslında bunun kesin bir cevabı yok. Çifte göre zamanlama değişebiliyor. Rahatsızlık veren bir durum yoksa ve her şey yolunda gidiyorsa normal doğum veya sezaryenden 20-25 gün sonra cinsel ilişkiye başlanabilir. Ama çiftler, anne-baba olduktan sonra cinsel ilişkilerinde birtakım değişiklikler oluyor. Bu normal bir durum. Endişelenmeye gerek yok ama doğum uzmanınızla bu durumu mutlaka konuşun.

Üç yıldır evliyim. Eşimle ilişkimiz gayet iyi gidiyor. Ama bir sorunumuz var. Tabii ki onunla seks yapmak istiyorum ama her gün değil. Zaman zaman da yatağıma yatıp sadece uyumak istiyorum. Bunu ona söyledim. Şimdi de ben istemediğim sürece harekete geçmiyor. Bu sorunu nasıl aşabilirim?

Kafasında soru işaretleri olması çok normal. Artık onu daha az istediğinizi düşünüyor olabilir. Sonuçta şimdiye kadar dile getirmediğiniz ama bir anda gündeminize giren bir sorun var ortada. Öncelikle onu cinsel ilişki için daha sık harekete geçirin. Onu istediğinizi hissetmeye ihtiyacı var. Seks yapmadığınız gecelerde ise ona sarılarak uyuyun. Duygusal olarak da onu istediğinizi gösterin. Mesajınızı açık açık verin: ‘Seni seviyorum, seninle birlikte mutluyum, cinsel ilişki bizim evliliğimizi ayakta tutan tek şey değil!’ Ama aklınızdan hiç çıkartmayın, cinsellik ilişkiyi ayakta tutan dinamiklerden biri.

Sekste Utangaç Durmayın!

Sevişirken, eşinizin sizi izlemesinden rahatsız oluyorsanız, şimdi vereceğimiz egzersizi adım adım izleyin. Kısa zamanda utangaçlığınızı yeneceksiniz.

Bu tür sorunla başa çıkmanın en iyi yolu, adım adım gidebileceğiniz bir dizi aşama saptamaktır. Bir aşama iyice içinize sinmedikçe bir sonrakine asla geçmeyin. Sonraki aşama sizi fazlasıyla huzursuz ediyorsa o gün durun.

Daha uyarılmış, daha gevşek olduğunuz bir gün, belki de bir kadeh içki eşliğinde yeniden deneyin. Hazır değilseniz kendinizi zorlamayın. Ama makul bir kararlılıkla ilerlemekten de vazgeçmeyin. Eğer herhangi bir aşamada kesin olarak tıkanıyorsanız bir uzmana başvurmaktan da çekinmeyin. İşte size bu güne kadar pek çok kadının işine yaramış bulunan bir dizi egzersiz:

Aydınlıkta partnerinizin önünde soyunun.

Partnerinizin önünde çıplak dolaşın.

Aydınlıkta çıplak olarak sevişin.

Aydınlıkta ve örtünmeden yatın.

Partnerinizin önünde soyunup giyinin ve onu çıplak vücudunuz hakkında konuşmaya teşvik edin.

Tamamen giyinik durumda partnerinizle yanyana yatıp erotik bir dergi veya bir kitap okuyun. Çıplak bir erkekle kadını birlikte gösteren sayfaları tercih edin.

Partnerinizle birlikte çıplak olarak yatağa yatın. Işıkları kapatın ve üzerinize bir yorgan örtün.

Partnerinizle birlikte çıplak olarak yatağa yatın. Işıkları açık bırakın ama örtünmeyin.

Listede ilerledikçe daha sonraki aşamalar hakkında fanteziler oluşturmaya başlıyorsanız, bundan korkmayın. Bu iyiye işarettir.

 

LGBTİ’leri Yaşamdan Soğutan 22 Sorun

17 Mayıs Pazar, homofobi ve transfobiye karşı mücadele etmek, LGBTİ‘ler hakkında toplumsal bilinci yükseltmek, hak ihlallerine, ayrımcılığa dikkat çekmek, LGBTİ bireylerin sesini duyurmak amacıyla başlatılan Uluslararası Homofobi ve Transfobi Karşıtlığı Günü’nün 11’inci yılı. Dünya Sağlık Örgütü’nün, 17 Mayıs 1990’da eşcinselliği “hastalık” sınıflandırmasından çıkarmasının üzerine, 2004 yılında Birleşmiş Milletler tarafından düzenlenen LGBT İnsan Hakları Uluslararası Konferansı’nın ardından yayınlanan ve bütün ülkelerin bu günü tanımalarını talep eden LGBT Hakları Montreal Bildirgesi’yle başlayan gün, şu ana kadar 130 ülke tarafından resmî olarak tanındı. Ne yazık ki bunca yıl geçmiş olmasına rağmen eşcinsel, biseksüel ve translara yönelik damgalama ve ayrımcılık hâlâ sürüyor.
En temel insan haklarından mahrum bırakılan LGBTİ bireyler, sayılamayacak kadar çok sorun yaşıyor. İşte onlardan sadece 22 tanesi.

1. Eşit sayılmıyorlar

Anayasa’nın eşitlik maddesinde yer almayan ve eşit yurttaşlar olarak tanınmayan LGBTİ’ler, “bütün yurttaşlara” tanınan sosyal ve ekonomik haklardan faydalanamıyor.

2. Göç etmek zorunda kalıyorlar

3955

Özgür olmak, rahat yaşamak, aile ve çevre baskısından kurtulmak isteyen LGBTİ’lerin büyük bir kısmı yaşadığı köyden, kasabadan, ilçeden, hatta ilden İstanbul’a göç etmek zorunda kalıyor.

3. Ev bulamıyorlar

LGBTİ bireylerin eve çıkmaları heterolar kadar kolay olmuyor. Şehirlerin sadece belirli semtlerinde barınabildikleri için değmeyecek evlere yüksek bedeller ödemek zorunda bırakılıyorlar. Evini kiraya verecek bir ev sahibi bulsalar bile komşular tarafından dışlanabiliyorlar. Her an evden atılma ihtimalleri ise oldukça yüksek.

4. Ya iş bulamıyor ya da mobbinge uğruyorlar

LGBTİ’ler açık kimlikleriyle iş bulamıyor, kimliklerini açıkladıklarındaysa ya işlerinden olabiliyor ya da mobbing, taciz ve/veya şantaja maruz kalıyor. İşgücüne katılımlarını desteklemeyen Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, LGBTİ’leri istihdamda dezavantajlı görmüyor. Beyaz yakalı işler, yani tahsil gerektiren vasıflı meslekler, eşcinsellerin görece az önyargıyla karşılaşacakları, hoş görülecekleri, rahat edecekleri alanlar gibi algılansa da LGBTİ’ler buralarda da ayrımcılığa uğruyor, yıldırılıyor, şiddete, baskıya maruz kalıyor ve saklanmak zorunda bırakılıyor.

5. En büyük dert işsizlik

Dezavantajlı grup olarak gözetilmedikleri için ya iş bulamıyor ya da uzun süre işsiz kalabiliyorlar.

6. Sağlık hizmetlerine erişemiyorlar

Sağlık hizmetlerine erişimleri sınırlı olan LGBTİ’ler, sağlık programlarının dışına itiliyor. Özellikle cinsel sağlıkla ilgili hizmetlere ulaşmakta zorlanıyorlar. Örneğin cinsiyet geçişi ameliyatları estetik muamelesi gördüğü için sosyal hakkın dışında tutuluyor ve para ile yaptırabiliyorlar. Ayrımcılık yapan, homofobik ya da transfobik doktorlar tedavi etmeyi reddedebiliyor. Türkiye’de transların cinsiyet kimliğinin resmî olarak tanınması için zorunlu kısırlaştırma ve psikiyatrik muayenenin yanı sıra reşit ve bekâr olma şartları da aranıyor.

7. Eğitim sistemi cinsiyetçi

Eğitim kurumlarında tamamen heteroseksizme ve toplumsal cinsiyete uygun eğitimler veriliyor. Ders kitaplarında ve işlenen metinlerde cinsiyetçi, homofobik ve transfobik söylemler yer alabiliyor. LGBTİ birey öğretmen ise genel ahlaka aykırı davranmak veya yüz kızartıcı suç işlemek gerekçeleriyle işten atılabiliyor.

8. Sosyal güvenceleri yok

Sosyal güvenceleri ve düzenli bir gelirleri olmayan LGBTİ’ler ayrımcılığa çok daha net biçimde hedef oluyorlar ve kendilerini korumakta zorlanıyorlar.

9. LGBTİ olduklarını söyleyemiyorlar

Cinsel yönelimlerini ve cinsiyet kimliklerini açıklayamıyorlar. Açıkladıklarında ya evden ya da işten atılıyorlar; toplumsal baskıya, ayrımcılığa maruz kalıyorlar.

10. Cinsellikleri merak konusu

Hetero ilişkilerde neyi, nasıl yaşadıkları sorgulanmazken, LGBTİ bireylerin cinsellikleri hep merak konusu oluyor. Eşcinsellere, cinsellikten ibaretlermiş gibi davranılıyor. Saçma ve laubali şakalar rahatlıkla yapılarak, cinsellikleri didik didik edilebiliyor.

11. Yasal birliktelik hakları yok

LGBTİ’lerin yasal birliktelik haklarının olmaması ekonomik ve duygusal sıkıntıları da beraberinde getiriyor. Çiftlerden biri hasta olduğunda ya da öldüğünde diğeri söz hakkına, mirasına sahip olamıyor. Yıllarca aynı evde yaşayan, hatta yaşlanan çiftlere devlet hiçbir hukuki koruma sağlamıyor; hastanede ziyaret etmesi, cenazeye katılması bile engelleniyor.

12. Evlat edinemiyorlar

Evlat edinmelerine yasal olarak izin verilmiyor.

13. Yaşlandıklarında yalnız kalıyorlar

LGBTİ’lerin büyük çoğunluğu yaşlandığında tek başına kalıyor. Devletin koruyucu bir çabası ve çalışması olmadığı için ayrımcılıkla mücadele etmekte zorlanmalarının yanı sıra barınma ve bakım konusunda da çeşitli sorunlarla karşı karşıya kalıyor; sosyal hizmetlerden faydalanamıyorlar. Cinsel yönelimlerini ve cinsiyet kimliklerini bin bir sıkıntıyı göze alarak açıklayanlar yaşlandıklarında tekrar gizleme ihtiyacı duyabiliyorlar.

14. Ön yargılar ya öldürüyor ya öldürtüyor

LGBTİ’ler hükümetin ve hükümete yakın basın organlarının da aralarında bulunduğu pek çok kişi ve kurum tarafından hasta, sapkın, günahkâr, ahlaksız ilan edilip hedef gösteriliyor. Bu durum da LGBTİ’leri kimliklerini gizlemeye, olmadıkları biri gibi davranmaya, depresyona ve intihara itiyor. Oysa eşcinsellik tıp dünyasında bir hastalık değil, insan cinselliğinin olağan çeşitliliğinin bir görünümü olarak kabul ediliyor. Eşcinselliğin bir ruhsal bozukluk olmadığı yaklaşık 40 yıl önce ilan edildi ve yaygın olarak kabul gördü. Bireyin eşcinsel olması kendi başına kişiyi sıkıntıya sokmaz, kişisel, sosyal ve mesleki işlevselliğini bozmaz. Ancak toplumun eşcinselliği yadırgayan, hor gören, dışlayan tutumu eşcinsel bireylerin ruhsal sorunlar yaşamasına ve ruh sağlığı hizmetlerine yüksek oranda başvurmalarına neden olur.

15. Toplu taşıma kullanamıyorlar

LGBTİ’ler önyargılar, rahatsız edici bakışlar, tacizler sebebiyle toplu taşıma araçlarından gerektiği kadar faydalanamıyor.

16. Dışlanıyorlar

Cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği nedeniyle baskı ve ayrımcılığa uğrayanlar okulda, işte, evde, sokakta yaygın bir dışlanmaya maruz kalıyor.

17. Şiddet meşrulaştırılıyor

Cinsel yönelimini ya da cinsiyet kimliğini açık eden pek çok LGBTİ aşağılanmaya, sözlü, fiziki tacize ya da şiddete maruz kalıyor. Baki Koşar davasında olduğu gibi LGBTİ cinayetlerinin çoğunun faili bilinmiyor, araştırılmıyor, dava açılsa bile sanıklara haksız tahrik indirimi uygulanıyor. Şiddet meşrulaştırıldıkça eşcinsellere yönelik nefret cinayetleri ve intihar vakaları artıyor. LGBTİ’lerin varoluşları hastalık, sapkınlık, günah, ahlaksızlık ve diğer olumsuz sıfatlarla tanımlanıyor. Bu durum da LGBTİ’leri kimliklerini gizlemeye, olmadıkları biri gibi davranmaya, depresyona ve intihara itiyor.

18. Sığınma evleri yok

Lezbiyen, biseksüel ve trans kadınlar şiddete uğradıklarında sığınma evlerine alınmıyorlar. Eşcinsel ve trans erkeklerin ise şiddete uğradıklarında başvurabilecekleri mekanizmalar bulunmuyor.

19. Nefret suçlarının hedefi oluyorlar

Nefret suçlarının hedefi olan kesimlerin başında gelen LGBTİ’lerle ilgili sayısız saldırı, yaralama hatta cinayet vakası bulunuyor. Trans Hakları Avrupa Haritası 2015’e göre cinsiyet kimliğini koruma ve tanıma konusunda büyük eksiklikler gösteren Türkiye, dünyada en fazla trans cinayeti işlenen 9’uncu ülke. Homofobik, transfobik söylemlerin ve nefret söylemlerinin etkisiz kılınması, ortadan kaldırılması, bir dizi politikanın hayata geçirilmesi, devlet kurumlarının, yöneticilerin ve her kademedeki görevlilerin bu anlayışın etkisinden sıyrılması, nefret suçlarının eşitlikçi bir çerçevede ele alınıp yasalarda yer verilmesi gerekiyor.

20. Hukuka ve adalete erişemiyorlar

LGBTİ bireyler cinsel yönelimlerini veya cinsiyet kimliklerini açıklamakta zorlandıkça adalet sistemine erişmekte, sorunlarını hukuki sürece taşımakta da sıkıntı yaşıyorlar. Bir başka önemli sorun da hukuk sistemindeki karmaşa ve LGBTİ’lere yönelik yasaların net olmaması. Baroların bile bu konuya ilişkin bir komisyonu bulunmuyor.

21. Polis şiddet uyguluyor

Başta translar olmak üzere pek çok LGBTİ, polis şiddetine, cinsiyetçi küfre ve hakarete maruz kalıyor.

22. Nüfus cüzdanının rengi bile sorun
nufus-cuzdaninin-rengi-bile-sorun-listelist

Trans kadın ve erkekler, dış görünümlerinin nüfus cüzdanlarının rengiyle eşleşmediği durumlarda “Bu cüzdan senin mi kardeşinin mi?”, “Bu cüzdanı çaldın mı?” gibi ithamlara maruz kalıyor.

Kaynak: http://listelist.com/

Mutlu Cinsel Hayat İş Hayatınızı da Etkiliyor!

Ankara travestileri ile seks yaparak stresten uzak durup daha faydalı kararlar almanız kolaylaşır. Kariyerinizde başarılı olmanın sırrı yatakta mutlu olmaktan geçiyor.

Araştırmalar seks hayatı hareketli olan insanların, iş hayatında daha başarılı olduğunu gösteriyor. Bu durum işkolik insanlarda tam tersi de olabiliyor. Yapılan bir araştırmaya göre, haftada birkaç kez seks yapan çiftlerin, daha az aktif olan insanlara göre daha fazla kazanıyor. Kısacası seks, kariyer ve özel hayat arasındaki dengeyi sağlıyor.

Seks sırasında yaşadığınız mutluluk hormonları, stres ve tasalarınız dan bir süre olsa da arınmanızı sağlıyor. Günümüzde, seks hayatını gizli konuşulan bir konu olmaktan çıkarak, seksin bilimsel açıdan pozitif tarafları uzmanlar tarafından da açıklanmaya başladı. İş yerinden çıktıktan sonra, ister arkadaşlarınızla buluşun, ister sinemaya gidin, isterseniz de travesti partnerinizle vakit geçirin. Burada önemli olan, kendinize vakit ayırmanız.

Tüm günü ofiste geçirmek, hayatınızın rutine bağlanmış olması depresyona girmenize neden olurken, iş hayatınızı ve kariyerinizi de olumsuz etkilemeye başlayacaktır. Mutsuz ruh haliniz, özel hayatınıza da yansırken, dengeyi sağlamak çok da kolay olmayacaktır. Farklı yerlere gitmek, arkadaşlarınızla zaman geçirmek ve temiz hava da spor yapmak bir nebze de olsa tazelenmenizi sağlayacak.

istanbul travesti

İyi bir seks hayatı, kariyerinizi olumlu etkilemesinin yanı sıra, kendinize olan güveninizin artmasına da sebep oluyor. Mutlu ve huzur duyacağınız bir hayat için, işinizi ve özel hayatınızı dengede tutmanız gerekiyor. Maddi açıdan kendini rahat hisseden bireylerin kazandığı çekicilik ve özgüven, seks hayatı iyi olan kişiler için de geçerli. Sonuç olarak güzel bir seks hayatı ve kariyer başarılı bir hayatı da beraberinde getiriyor.

Kariyer hayatınızda başarılı olmak ve daha iyi bir noktaya gelmek istiyorsanız, size küçük ama önemli bir sır veriyoruz. Seks hayatınız ne kadar hareketliyse, işinizde o kadar başarılı oluyorsunuz. Bu az çok tahmin edebileceğiniz bir durum olsa gerek. Tabii bunun tam tersi olduğu durumlar da söz konusu ancak işkolik olmanızı bir kenara bırakalım ve çok daha özel bir noktaya parmak basalım. Yapılan bir araştırmaya göre haftada birkaç kez sevişen, seks açısından daha az aktif olanlara göre çok daha fazla kazanıyor. Anlayacağınız kariyeriniz ve özel hayatınız arasındaki denge seksten geçiyor.

Seks, Kariyerinize İyi Geliyor

Aslında üstüne biraz düşününce, çok da ilgisiz olmadığını fark ediyorsunuz. Bütün dert ve tasalarınızı anlık da olsa size unutturan, eğlenceli bir aktivite olarak sekse bakabilirsiniz. Orgazmı yaşadığınız anda bütün vücudunuzu saran mutluluk hormonları ayaklarınızın yerden kesilmesini sağlar. Ne var ki uzun bir süre toplumsal baskılardan ötürü cinsel hayat sadece kapalı kapılar ardında yaşanıyordu ve deneyimler üzerine konuşmak pek mümkün değildi. Ancak zaman içerisinde o özel kapı aralandı ve seksin bilimsel açıdan pozitif yönleri gecikmeli de olsa gün yüzüne çıkmaya başladı. Bunlardan biri de tahmin ettiğiniz gibi cinsel hayatınızın iş hayatınıza olan olumlu etkileri. İşten sonra spora gidin, isterseniz arkadaşlarınızla birlikte buluşup yemek yiyip keyifli vakit geçirin ya da partnerinizle sevişin. Hatta uzmanlar mastürbasyonu dahi öneriyor. Evet, burada önemli olan nokta işten çıktıktan sonra kendinize vakit ayırıp bir şeyler yapıyor olmanız..

Bildiklerinizi Unutun

“Çocuk da yaparım kariyer de” diyen travestilerin hayatı hiç de kolay değil. Sabah uykunuzdan feragat edip normal kalkış saatinizden bir ya da iki saat önce uyanıp çocuklara kahvaltı hazırlayıp onları okula göndermekle başlayan yoğun gününüz ofisteki koşuşturmalarla devam eder. Her zaman enerjinizi yüksek tutmanız ve bütün bunları yaparken özel hayatınıza da vakit ayırıp kendinizi mutlu etmeniz gerekir. Etrafınızda hayretle ve hatta imrenerek baktığınız böyle istanbul travestileri mutlaka vardır. Onların bitmek bilmeyen enerjilerinin sırrını sizinle paylaşma vakti geldi de geçiyor. Büyüklerimizden bize aktarılan iyi ama eski moda evlilik ilişkilerini rafa kaldırmakla başlamanızı öneririz. Onlar geride kaldı çünkü günümüz dünyası bambaşka yaşam koşullara sahip. Alışkanlıklarınızdan vazgeçmek kolay değil ancak hem özel hayatınız hem de kariyerinizde yükselmenizin sırrı tam da burada yatıyor. Vücudunuzda biriktirdiğiniz bütün stresi en doğal yolla yani seksle atarken, iş hayatı- nızda başarıya her seferinde biraz daha yaklaşıyorsunuz. Yapılan bir araştırmaya göre net rakam vermek gerekirse haftada dört kez sevişenler, seks hayatı durgun olanlara göre yüzde 4,5 daha çok para kazanıyor.

Seks ve Profesyonellik Bir Arada!

Profesyonel olmakla iyi seks arasında birçok ortak özellik vardır; kendinize ya da yaptığınız işe odaklanmak, etrafınızı dinlemek ve gözlem yapmak, başkasına yardım etmek gibi. Aynı zamanda iyi bir seks hayatı, kariyerinizde başarı sağlamak kadar kendine güveninizi de tazeler ve pekiştirir. Bunlar birbirini doğrudan etkileyen iki unsur. O yüzden yumurta mı tavuktan yoksa tavuk mu yumurtadan diye düşünmeden, daha mutlu ve tatminkar bir hayat için hem işinizi hem de özel hayatınızın temposunu yüksek tutmanız gerekiyor. Anlayacağınız seks hayatı düzenli olan kişiler daha çok kazanır ya da daha çok para kazandıkları için daha çok sevişirler gibi bir ikileme giriliyor olması normal. Buradaki asıl gerçek şu ki maddi anlamda kendini yeterli görebiliyor olmak insana farklı bir güven ve çekicilik katar. Aynı durum seks hayatı iyi olan insanlar için de geçerlidir. Sebepler ve etkiler birbirinin içine geçmiş gibi görünse de bu yazıdan çıkarmanız gereken sonuç oldukça net. Seks ve kariyer bir arada var olabilir ve beraberinde başarılı bir hayatı getirir. Şimdi tek yapmanız gereken bunu denemek ve partnerinizin de bunu yaptığına emin olmak..

Dengeyi Yakalayın

İş ve özel hayat arasındaki dengenin zorlu bir mücadeleden ibaret oldu- ğunu hepimiz biliyoruz. Floresan ışıklarının altında, penceresi bile çoğu zaman açılmayan ofislerde formunuzu korumak için mutsuz mutsuz salatanızı yemek ve güneş ışığından mahrum kalmak bir süre sonra motivasyonunuzu düşürür, hayatınız bir rutinden ibaret olur ve depresyona bile girmenize neden olacak sinsilikte ilerleyen bir sürecin içinde kendinizi bulabilirsiniz. Bir süre sonra da bu iş hayatınızı ve kariyerinizi olumsuz etkilemeye başlar. Aynı şekilde mutsuzluğunuz özel hayatınıza da yansır. Dengeyi sağlamak hiç kolay değil ancak bir kere o dengeyi tutturursanız, genel olarak mutluluğu yakalamanız an meselesi. Bu yüzden harekete geç- meniz gerekiyor. Öncelikle kendinize ve sevdiklerinize vakit ayırarak işe başlayın. Baharın gelmesiyle birlikte temiz hava almak, her zaman gittiğiniz yerlerin dışında farklı yerler keşfetmek ve sevdiğiniz arkadaşlarınızla vakit geçiriyor olmak tazelenmenizi ve adete kendinizi resetlemenizi sağlayacak..

Aşk mı, Seks mi?

Soru o kadar derin ki araştırmacılar bile filozofların söylemlerinden yol çıkarak cevaplıyor. Dr. Elliot D. Cohen’in Psychology Today’deki makalesine göre bir ilişkinin sadece arzuları tatmin eden bir sportif faaliyet mi yoksa gerçek aşk mı olduğunu anlamanın birinci aşaması, kişinin nasıl hissettiğinden geçiyor. Makalede ünlü yönetmen Woody Allen’in sözüyle başlangıç yapılıyor: “Seks tansiyonu artırır. Aşk buna neden olur.” Dr. Cohen konuyla ilgili olarak, “Kişi ne arıyorsa onu bulacaktır” diyor ve Filozof Allan Goldman’ın sözüne değiniyor. “Seks, eğer hamile kalıp üremekten başka bir amaç taşımıyorsa, o zaman daha derin bir anlam taşımıyordur.

Seksin, nihai ve derin bir arka gayesinin olmasına gerek yoktur. Salt bir fiziksel aktivite olarak da yapılabilir.” Dr. Cohen böylesi bir seks için, “Mekanik hareket” ifadesini kullanıyor. “Goldman’ın söylediği gibi amaçsız bir seks, ‘Aşk yapmak’ ifadesiyle tamamen zıt bir tabana oturur. Dokunmak, öpüşmek, cinsel birliktelik gibi kişinin vücudunun temas kurmasında kullanılan mekanik hareketler ve işin temelinde kişinin karşısındakini değil, önce kendisini tatmin etmek ve arzularını gerçekleştirmek için kullandığı araç olarak kalır.

Dr. Cohen bunu desteklemek için gene bir filozof olan Immanuel Kant’ın sözüne referans veriyor: “Eğer bir kişi sadece cinsel birliktelik arzusuyla motive oluyorsa o halde cinsel birliktelik sonrasında duyguları, suyu sıkılmış bir limon gibi bomboş ve kuru kalacaktır. Cohen için bu durumun bir sonraki aşaması, kendine odaklı değil, karşısındakini de bir birey olarak kabul eden ve etin arkasındaki ruhu hisseden bir cinsel birliktelik, tam anlamıyla aşk birlikteliği kavramına uyabilecektir. “Aşk birlikteliği” kavramını da Aristo’nun sözüyle anlatarak noktalayabiliriz: “Aşk, tek bir ruhun iki ayrı bedende aynı anda ikamet etmesidir.”.